Zeynep Sönmez: Yepyeni Bir Heyecan
Zeynep Sönmez, ilk kez bir Grand Slam ana tablosu gördü ve Türk tenisi için yeni bir soluk oldu. Üstelik bu daha sadece başlangıç gibi duruyor.
Tenis takviminin en heyecanlı dönemindeyiz: Bahar sonu ve yaz başlangıcı, Roland Garros ve Wimbledon demek. Bu iki büyük turnuva ülkemizde de en çok takip edilen tenis turnuvaları. Djokovic, Nadal, Swiatek ve Osaka gibi şampiyonları izlemek için turnuvaya göz atan takipçilerin aklına haliyle bir soru takılabiliyor: Buralarda neden bizden biri yok?
2017’den beri temsil edilmediğimiz Roland Garros’a bu sene sonunda geri döndük. 22 yaşındaki tenisçimiz Zeynep Sönmez 2’sini kendinden yüksek sıralamalı rakiplere karşı oynadığı 3 ön eleme maçını kazanıp Roland Garros ana tablosunda ülkemizi temsil etti. Henüz ilk katılımında bu başarıyı yakalayan genç tenisçimiz büyük bir heyecan yarattı bile.
Şu an dünya 163 numarasında olan Zeynep Sönmez’in tenisle tanışması 6-7 yaşlarında ailesinin onu yaz okuluna göndermesiyle olmuş. İki spor seçmeleri gerektiğinde ailesi yüzme ve basketbol seçmiş; fakat Zeynep basketboldan kaçıp tenis kortlarına gittiğini anlatıyor verdiği bir röportajda. Duvarda ve tellerde kendi kendine oynarken onu gören tenis antrenörüne “sevdim ben tenis oynamayı” diyor ve o antrenörün ailesini yönlendirmesiyle tenis hayatı başlıyor.

Henüz 16 yaşındayken oynadığı ilk profesyonel turnuvalardan Antalya turnuvasında finale yükselen Zeynep, asıl sıçramasını geçtiğimiz iki yılda yaptı. 2022 yılının başında dünya 541 numara iken kazandığı yüksek seviye turnuvalar ve maçlarla geçtiğimiz eylül ayında 146 numaraya kadar yükseldi. İlk 100’den oyunculara karşı 3 galibiyet aldı.
Bu hızlı yükselişin arkasında birçok sebep var: Korttaki müthiş hızı, kuvvetli backhand’i, müthiş açılar yaratabilen forehand’i… Bu sebeplere geçtiğimiz yıldan beri vuruş çeşitliliği de eklendi. 2023 Ocak ayında deneyimli koç Mert Ertunga’yla çalışmaya başlayan Zeynep, her fırsatta file önüne puanları bitirmeye geliyor. Başarıyla uyguladığı bu taktiğin meyvelerini toprak, sert, çim fark etmeksizin her çeşit kortta görmeye başladı bile.
İster müthiş bir tekniğiniz ister türlü türlü taktiğiniz olsun, bireysel bir spor olan teniste en büyük farkı yaratan etmenlerden biri mental güç. Yaklaşık 6 senedir mental bir koçla (Mehmet Bayraktar) çalışan Zeynep’in bu konuda sağlıklı bir bakış açısı var: Her maça çıkarken elinden gelenin en iyisini yapmaya ve o günkü Zeynep’in en iyisini korta koymaya odaklandığını söylüyor. Basamaklarda yükseldikçe, oynadığı isimlerin profilleri arttıkça ve yeni taraftarlar kazandıkça üzerindeki baskının arttığının farkında ve bunu da aktif olarak yönetmeye çalışıyor: “Önemli turnuvalara geçişimi ve yüksek sıralamalı rakiplerimin profillerini çok düşünmemeye çalıştım. Bir top var, ben o topa en iyi nasıl vurabilirim diye düşünmeye çalışıyorum, karşımdaki rakibin kim olduğundan bağımsız olarak” diyor. Bunun örneklerini geçtiğimiz yıl bolca izletti Zeynep: Geçtiğimiz yıl Slovenya’da dünya 87 numarası ve eski Roland Garros yarı finalisti raket Slovenyalı raket Tamara Zidansek’i 6-2 6-3 ile geçti. Bu yıl Fransa’da dünya 44 numarası Fransız isim Clara Burel’e karşı maç puanları yakaladı. Birkaç hafta sonra ise İtalya’da dünya 48 numarası İtalyan Lucia Bronzetti’yi 6-0 6-4 yenmeyi başardı.

Yükselmenin ve yükselişle beraber artan beklentileri yönetmenin zorluğunun da farkında genç tenisçimiz: “Rakibimden ziyade topa odaklanma işini her maçta yapabildim mi, tabii ki hayır. Ama elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışayım diye düşündüm hep. Elimden gelenin en iyisini yaptığım sürece üzerimdeki baskıları çok dert etmediğimi görüyorum. Tabii baskı altındayken duygular aktifleşiyor. Sıralama, maç, şampiyonluk baskısını hissediyorum. Bunlar olacak. Tenisçinin bunlarla yaşamayı öğrenmesi gerekiyor. Elimden geldiğince bu konuda ne yapabilirim diye düşünmeye çalışıyorum.” Sözleriyle yaklaşımını anlatıyor. Zeynep’in yükselişindeki faktörlere mental dayanıklılığın yanısıra kortta gösterdiği azmi de ekleyebiliriz. 6-0’lık bir set kaybetse de maçı bırakmıyor, başka zorluklar yaşasa da…
Bu yıl ocak ayında Avustralya Açık’ta kariyerinin o zamana kadarki en büyük başarısını yakalayan Zeynep Sönmez, bunu yaşadığı sakatlık sorunlarına rağmen yaptı. Ancak en büyük hayallerinden biri olan Grand Slam ana tablosu için biraz daha beklemesi lazımdı. Ülkemizden sadece dört kişinin başarabildiği, son olarak 2021’de temsil edildiğimiz Grand Slam ana tablolarına geri dönüşümüz uzak değildi.

İlk 100’ün dışındaysanız, aynı diğer Grand Slam’lerde olduğu gibi Roland Garros’ta da dünyanın en üst sıralamalarındaki tenisçilerle oynayabilmek için 128 tenisçinin yer aldığı eleme tablosundan çıkmanız gerekiyor. 3 maç kazanan 16 kişi kendini ‘esas’ turnuvada buluyor.
İlk kez Roland Garros turnuvasında yer alan Zeynep Sönmez de bunu başarmayı hedefleyerek gitti Paris’e. İlk eleme turunda Radanovic’i set vermeden geçti. İkinci turda güçlü rakibi Sasnovich’e karşı ilk seti kaybetmesine rağmen kazanmayı bildi. Heyecanın en yüksek olduğu eleme son turda ise formda olan rakibi Fett’i 7-6 6-3’lük iki sette geçti ve bir Grand Slam’de ana tabloya yükselmeyi başaran 5. Türk tenisçi oldu.
Ana tabloda dünya 24 numarası Emma Navarro’ya 2 sette kaybetti ama büyük tecrübe kazandı. Bu tecrübeleri biriktirerek performansını ve sıralamasını yükseltmeye devam ediyor. Sırada ise temmuz ayında başlayacak olan turnuvaların şahı Wimbledon var. Zeynep’in oyunu Wimbledon’ın çim kortlarına da yakışacak cinsten; bir ana tablo daha neden olmasın?
ÖNE ÇIKANLAR
Son yıllarda dünya genelinde yükselen trend haline gelen padel tenis, klasik tenisle benzer özellikler taşıyan ancak kendine özgü dinamikleriyle fark yaratan bir raket sporudur. İspanya, Arjantin, Meksika başta olmak üzere Avrupa ve Latin Amerika ülkelerinde milyonlarca kişi tarafından oynanan spor hem eğlenceli hem de sosyal yönü güçlü bir aktivitedir. Küçü…
Fitness yolculuğuna başlayanların zihninde en sık beliren sorulardan biri, “3 ayda vücut ne kadar gelişir?” sorusudur. Özellikle yaz ayları yaklaşırken ya da özel bir etkinlik öncesinde bu merak daha da yoğunlaşır. Ancak bu sorunun basit bir cevabı yoktur çünkü vücut gelişimi kişiden kişiye değişen genetik faktö…
Kilo verme yolculuğunda herkesin karşılaştığı en yaygın durumlardan biri, belirli bir noktada kilo kaybının durmasıdır. İlk aylarda düzenli olarak tartıdan inen rakamları gören kişiler, aynı kiloda sabit kaldıklarını fark ettiklerinde büyük bir hayal kırıklığı yaşarlar. Bu durum, vücudun doğal …
