FUTBOL

MLS: İnadı Bırak

MLS’in dünya futbolundaki saygınlığını artırma çabası yeni bir boyut kazanıyor. ABD Futbol Ligi, 2026 Dünya Kupası sonrasında takvimini Avrupa’yla eşitlemeye karar verdi.

20 Kasım 2025 6 dk
MLS: İnadı Bırak

Sportif Burnu Büyüklük

ABD’deki spor sisteminin bir benzeri yok. Spora yatırılan para da, spordan üretilen para da devasa boyutlarda. Henüz orta okulda başlayan sistemin içine giren bir genç sporcu, yeteneğine ve şansına göre mükemmel bir liseye, oradan da olağanüstü bir üniversiteye sadece yeteneği sayesinde gidebilir. Para, prestij, sponsor ve tabii ki mükemmel bir kariyer vaadediyor bu sistem hemen hemen her sporcu adayına. Öte yandan, sisteme dahil herkes için bir kazan-kazan durumu söz konusu. Zira okul en iyi sporcuları alarak spor programında ülkenin liderliğine oynayabiliyor, ki bu da daha fazla sponsor ve para demek, şehir dünyanın her yerindeki üniversite öğrencileri için cazibe merkezi haline gelebiliyor, yayıncılar süper yıldız adaylarının rekabeti artırmasıyla daha fazla reyting alır, global olarak yayın hakkı satabilirken, çoğunluğu üniversite-şehir olan kampüslere dehşet bir ekonomik gelir sağlanıyor. Para artıkça daha iyi imkanlar sağlanıyor, dolayısıyla da sistem giderek büyüyor.

Bu bahsettiklerim ABD’de benimsenmiş bütün sporlar için geçerli. ABD’li sporseverlerin ve spor medyasının Amerikan sporu diyebileceğiniz tüm liglerindeki şampiyonlara “Dünya Şampiyonu” veya “Dünya Serisi Şampiyonu” demesinin sebebi de biraz bu. Her ne kadar dünya ve olimpiyat şampiyonu ABD’li sprinter Noah Lyles’ın 2023 Dünya Atletizm Şampiyonası’nda altın madalya aldıktan sonra “Hangi dünyanın şampiyonu? Sadece Amerika’da oynayıp nasıl dünya şampiyonu olabilirler” diyerek ülkesini kızdırdığı dönemde bu durum hafif sorgulansa da, geleneklerinden pek bir şey kaybetmediler. Sadece bir spor tüm uğraşlarına rağmen bu sisteme ve bu muhabbetin içine giremedi; futbol. Ya da Amerika’da anıldığı adıyla, soccer.

MLS 2026

Futbol ABD’nin genlerinde olan bir spor değil. Amerikalılarla yalnızca bir maç izlemeniz, inanılmaz sporsever bu ülkede futbolun ne kadar anlaşılamadığını görmenize yeter. Okul sisteminde genellikle erkeklerde değil de, kızlarda klasik Amerikan okul sporu sisteminde yer bulan, bunun ABD Kadın Milli Futbol Takımı’na Dünya Kupası ve Olimpiyat şampiyonluğu olarak dönüş yaptığı, fakat erkeklerde ne milli takıma başarı olarak yansıyan, ne de harcanan inanılmaz meblağlara rağmen MLS’i saygı duyulan bir lig haline getirebilen bir spor futbol burada.

Aslında MLS’in ilk süperstarı David Beckham’ın Los Angeles’a ayak bastığı dönemde gördüğü felaket koşullar ve lig görüntüsünden fersah fersah ileriye gitti yıllar içerisinde her şey. Lig ABD’nin bütün büyük şehirlerine yayıldı, ABD’nin majör sporlarıyla paylaşılan sahalar yerini Avrupa’daki muadillerinin standardında statlara bıraktı, futbol tarihinin gördüğü en büyük oyuncular lige gelirken, takımların en büyük sorunu olan altyapı sistemi düzenlenerek akademiler kuruldu ve oyuncular yetiştirilmeye başlandı. Fakat MLS ne yaparsa yapsın, bir türlü ciddiye alınamadı.

MLS ve Starlar

MLS’in David Beckham’ın tüm dünyayı şoke ederek Los Angeles Galaxy’ye gidişiyle başlattığı süreç, yıllar içinde çok büyük isimlerin yeni kıtaya gitmesine önayak oldu. İbrahimoviç, Villa, Pirlo, Henry, Rooney gibi birçok oyuncu hem kariyerlerinin son bölümünde ABD’deki eğlencenin bir parçası olmak istedi, hem de son kontratlarının kallavi olduğundan emin oldu. Burada kullandığım “eğlence” kelimesi oldukça önemli, zira tüm bu oyuncuların yıllar içerisinde verdiği röportajlarda konsensüs bu kelime üzerindeydi. Ligin zorluğundan, uzunluğundan, uzun yolculukların sertliğinden ve yer yer tempodan bahsetseler de, ligin altyapısının sorunlarından, halkın genel ilgisinden ve MLS’in futbolun dünyada durduğu yerden uzakta duruyor olmasından bahsediyorlardı.

David Beckham

Bugün Heung Min Son ve Lionel Messi MLS’te forma giyiyor. Messi’nin maçları başta inanılmaz bir ilgi görürken, bugün sosyal medyadaki birkaç vidyosu dışında onun maçlarını izlemek için televizyonun başına geçen futbolsever sayısı fazla değil. Heung Min Son ABD’deki en büyük diasporalardan olan Güney Korelileri ilk etapta ekrana çekti, ancak dünyanın geri kalanı da, Güney Kore’nin kendisi de onun yaptıklarına beklendiği kadar ilgi göstermiyor. Yani MLS’in yaptığı transferler her ne kadar başta ilgiyi ligin üzerine çekse de, bu ilgi sonradan sabun köpüğüne dönüşüyor. Buradaki en büyük sorun ligin yapısının yukarıda bahsettiğim Amerikan sistemine göre oynanması.

Normal sezon ve play-off ne Avrupa’da, ne de futbolla özdeşleşen diğer ülkelerde futbola yakıştırılan kelimeler değil. Şüphesiz bazı ligler play-off sistemine sahip, ancak orada MLS’teki gibi üç maç üzerinden oynanan ilk tur eşleşmeleri, konferans finalleri veya tek maçlık lig finalleri yok. Ligin uzunluğu, maçların sıklığı ve özellikle de takımların NBA’de ve MLS’te olduğu gibi “deplasman turu”na çıkması, muhtemelen ortalama bir futbolseverin ilgisinin çabuk dağılmasının sağlıyor. Fakat bir sorun daha var.

MLS yıllardır Mart başına doğru başlayıp, yaz boyunca ligi devam ettirip, Kasım sonundaki play-off’larla birlikte sezonunu sonlandırıyor. Milli aralarda da, Avrupa Futbol Şampiyonası veya Dünya Kupası’nda da, hatta kendi konfederasyonunun Şampiyonlar Ligi oynandığında da devam ediyor. Bu, Amerikan sporlarından kalma sportif burnu büyüklüğün ufak bir örneği olabilir, zira Amerikalılar kendi sporlarının ne olursa olsun izlenmesine çok alışkınlar. Fakat futbol öyle değil.

MLS, özellikle Hispanik (ana dili İspanyolca olan Orta ve Güney Amerika kökenli Latinler) olmayan ABD vatandaşlarının pek kavrayamadığı bu sporu, Latin futbolseverlerin son 10 yıldaki müthiş çabasıyla birlikte tribün doluluğu, sosyal medyadaki varlığı, tribün gruplarının etkisi ve derbi kültürü gibi noktalarda saygı duyulabilir bir hale getirdi. ABD’de futbol kültürüne sahip şehirler oluşmaya başladı. En büyük eksiklerini ise 2026 Dünya Kuıpası sayesinde kapatacak gibi görünüyor.

Heung Min Son

ABD’nin 2026 Dünya Kupası’na ev sahipliği yapmasının kesinleşmesinin hemen ardından, MLS yazarları aynı soruyu sormuştu “Peki MLS her zaman olduğu gibi Dünya Kupası oynanırken devam edecek mi?”

Hem statların Dünya Kupası maçları sebebiyle kullanılacak olması, hem de ilginin tamamen sporun en büyük turnuvasının üstünde olması sebebiyle MLS’in kimsenin umrunda olmayacağı açık olmasına rağmen, lig yönetimi çok uzun süre takvimde de işleyişte herhangi bir değişiklik düşünmediklerini söylemişti. Ta ki 2025 sonuna kadar.

Önümüzdeki dönemle birlikte MLS takvimini Avrupa ile eşitliyor. Dünya Kupası’nın ardından, 2027 başında 14 maçlık bir Mini MLS Turnuvası yapıp, turnuvayı Avrupa futbol sezonlarında olduğu gibi Mayıs ayında bitirecek olan MLS, 2027-28 sezonuyla birlikte geçişi tamamlayarak yıllar süren inadından vazgeçmiş olacak.

Yıllar boyu sadece yıldızları transfer edip, MLS’i dünyanın en büyük 10 futbol liginden birine dönüştürmeye çalışma çabası sonuç vermedi. MLS, ev sahipliği yapacağı 2026 Dünya Kupası’nı hem futbola olan ilgiyi artırmak, hem de inadını bir kenara bırakarak kendisini dünyanın geri kalanıyla eşitlemeye çalışacak.

Ozan Can Sülüm

Ozan Can Sülüm

1997’de hentbol oynamaya, 2009 yılında spor medyasında çalışmaya, 2013 Şubat ayında da uzun mesafe koşmaya başladı. Sporu ya yapıyor, ya izliyor, ya yazıyor ya da yayınını yapıyor. Hayatı spordan ibaret.

Tüm yazılarına göz at (11)
SAYFA BAŞINA DÖN

ÖNE ÇIKANLAR

MAC+
KULÜP VE STÜDYOLAR