FUTBOL

Bayern Münih: Tekleyen Makine

Bundesliga’da son 11 yılın şampiyonu Bayern Münih, bu sezonu kupasız kapatma ihtimaliyle karşı karşıya. Her çıkışın bir inişi vardır, peki Bavyeralıların hikayesi nasıl bu noktaya geldi?

25 Mart 2024 5 dk
Bayern Münih: Tekleyen Makine

2020 Ağustos’u… Dünya pandeminin şokuyla ve onlarca yepyeni değişkenle baş etmeye çalışırken, Lizbon’da tanıdık bir manzara var. Şampiyonlar Ligi finalinde Paris Saint-Germain’i tek golle deviren Bayern Münih, tarihinde altıncı kez Avrupa şampiyonu. Başlarındaki Hansi Flick ile beraber her zamanki gibi yıkılmaz ve heybetli gözüküyorlar. Sanki sonsuza kadar yenilmeyeceklermiş gibi…

Bayern’in alışılmış heybetinden bahsedeceksek bizi buna alıştıran perde arkasındaki en önemli figür Uli Hoeness’ten söz etmek lazım. Futbolu bıraktığı 1979 yılının hemen ardından Bayern’in genel menajerliğine getirilen ve 30 yıl bu görevi yapan Hoeness, 2019’a kadar da kulübün başkanlığını yürüttü. 2019’da ise, kulübe yönetici olarak hizmet edeceği 40 yılın sonunda yerini Herbert Hainer’e bırakma zamanı gelmişti.

bayern münih

İşte bu büyük görev değişiminden 10 ay sonra Bayern yine Avrupa’nın tepesinde yerini almayı başardı. Verdikleri mesaj netti: Kulüpteki tüm çalışanlar da değişse, Bavyeralılar en yukarıda olmaktan hiçbir zaman vazgeçmeyecekti.

Aslında o şampiyonluktan günümüze kadar geçen üç buçuk yılın da çoğunda hikaye paralel seyretti. 2021 yazında hocalığa getirilen Almanya’nın genç dahisi Julian Nagelsmann tercihi bazı kaşların yukarıya kalkmasına sebep olmuştu. O dönem sadece 34 yaşında, takımdaki bazı futbolculardan genç olan Nagelsmann, böylesine güçlü bir geleneğe sahip bir yapıda başarabilecek miydi?

İlk sezon için cevap çok net bir evetti. Bayern, en yakın rakibi Borussia Dortmund’un 8 puan önünde ipi göğüslemiş ve üst üste 10. Bundesliga şampiyonluğuna da çok fazla terlemeden ulaşmıştı. Ancak sezon sonunda Hoeness kadar olmasa da son yılların en etkili figürlerinden, Robert Lewandowski Barcelona’ya transfer olacağını açıkladı. Böylece 2012 sonrası Bayern dominasyonunun muhteşem üçlüsü Robben-Ribery-Lewandowski’nin tamamı kulüpten ayrılmış oluyordu. Ancak söz konusu Bayern ise hepi topu üç futbolcunun ne önemi vardı ki? Kazanmaya bağımlı olmuş bu makine, bir yolunu bulup kaldığı yerden devam edecekti.

bayern münih

Gerçek pek öyle olmadı. Bayern belki de yıllar sonra bir transfer döneminde büyük bir hayal kırıklığı yaşayacaktı. Kulübün çiçeği burnunda yöneticisi Oliver Kahn, Lewa’nın ayrılığı sonrası klasik bir 9 eklemesine gerek görmedi. Bunun yerine Liverpool’dan gelen bir başka sansasyonel isim Sadio Mane, sahte 9 rolünü üstlenecekti. Kadroda ise ondan başka bu görevi üstlenebilecek kimse yoktu.

Bu formül işlemedi. Mane, Liverpool’daki halinin gölgesi gibiydi. Hatta Bayern yönetiminde “Biz yanlışlıkla bu adamın ikizini mi transfer ettik?” sorularının sorulduğu Alman basını tarafından yazılıyordu. Sezonun ilerleyişi de bu sefer hiç konforlu değildi. Önce Nagelsmann gitti. Bayern’in ağır toplarıyla arasında sorunlar olduğu söylenen Julian Nagelsmann ile Mart ayında yollar ayrıldı. Bu şaşırtıcı bir karardı. Zira Bayern yoluna üç kupada da iddialı bir biçimde devam ediyordu. Saha içinde forvetsiz bir kadroyla bunu başaran bir hocanın gitmesini gerektirecek bir sebep gözükmüyordu. Ancak Bayern yönetimini sorgulamak manasız bir eylemdi. Onlar bir karar verdiyse, muhakkak akla yatkın bir sebebi olmalıydı. Teknik direktörlüğe hemen boşta bulunan Thomas Tuchel getirildi. Kariyerinde Chelsea ile bir Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu bulunan Tuchel, vaktinde Dortmund’a oynattığı futbolla da herkesi etkilemiş bir figürdü.

Ancak işi çok kolay olmayacaktı. Şampiyonlar Ligi’nde Manchester City’e elenen Tuchel’in Bayern’i, ligin son haftasına da 10 yıl sonra ilk kez kaderi kendisine bağlı olmadan giriyordu. Son hafta Borussia Dortmund evinde Mainz’ı yendiği takdirde 10 yıllık hükumdarlık bitecek ve BVB şampiyon olacaktı.

bayern münih

Kader ise Bayern’i seviyordu. Borussia Dortmund, Mainz karşısında kazanamadı; Bavyeralılar ise Köln deplasmanında 89. dakikada Musiala’nın golüyle üç puanı alarak üst üste 11. şampiyonluklarını kutladı. Son düdükten sadece dakikalar sonra, kamera saha içinde kutlamalara katılan Oliver Kahn’ın suratına zoom yapmıştı. Efsane kalecinin yüzünde çok görmediğimiz bir şok ifadesi vardı. Sonradan öğrenildi ki, şampiyonluk gelse de Bayern Oliver Kahn’ı çok önceden görevden almaya karar vermiş ve bunu sezon bittikten dakikalar sonra kendisine tebliğ etmişti. Bütün bu kontrast içinde Bayernliler sezon ortasından beri yavaş yavaş demlenen gerçek tehlikenin farkında olmadan pek alışkın olmadığı mucize bir şampiyonluğu kutluyordu.

O tehlike Bask topraklarından çıkmış bir başka efsane Xabi Alonso’dan başkası değildi. Asla şampiyon olamadığı için Almanların “Neverkusen” diye dalga geçtiği Bayer Leverkusen’in başında Xabi, yavaş yavaş kafasındakileri sahaya yansıtmaya başlamıştı. Ancak Bayern’in olduğu bir ligde böyle bir performansı en iyimser Leverkusenli bile hayal edemezdi.

Günümüze gelelim. Bu yazı kaleme alınırken Xabi’nin Leverkusen’i Bundesliga’da hiç maç kaybetmeden Bayern’in 10 puan önünde yer alıyor. Bayern’in bile gücünün yetmeyeceği bir mucize yaşanmazsa, 11 yılın ardından Bavyera’nın Almanya’daki dominasyonu sona erecek gibi gözüküyor. Üstelik, Bayern’in beklediği çareyi Thomas Tuchel’de de bulamayacağı anlaşıldı. Bayern yönetimi Şubat ayında Thomas Tuchel ile sezon sonunda yolların ayrılacağını açıkladı. Şampiyonlar Ligi’nde de Bayern’i yabana atamayacak olsak da orada da kupa ihtimali çok gerçekçi gözükmüyor. Almanya Kupası’ndan eleneli ise aylar oldu. Bir Bavyeralının en korkulu rüyası, kupasız bir sezon yavaş yavaş gerçeğe dönüşüyor. Bunun sebebi Robben-Ribery-Lewa üçlüsünün yerini dolduramamak mı, Hoeness gibi dev bir figürün eksikliği mi yoksa bir türlü doğru hocayı takıma getirememek mi… Bayern’in yönetim binasının bulunduğu Saberner Sokağı’nda muhakkak bu soruya kesin bir cevap aranıyor.

Can Önduygu
Can Önduygu

SAYFA BAŞINA DÖN

ÖNE ÇIKANLAR

MAC+
KULÜP VE STÜDYOLAR