Rüzgar Gibi Geçti
Turkish Airlines EuroLeague’de sezonun belki de en keyifli aşaması play-off’lar sonunda geldi ve kısa sürede tamamlandı. Kaunas ev sahipliğindeki Final Four biletleri sahiplerini bulurken, play-off’tan öne çıkanları sizler için derledik.
DOĞUM SANCILARI
Zeljko Obradovic’in, ayrıldığı her takımda arkasında nasıl bir boşluk bıraktığını söyleyerek zamanınızı çalmak istemiyorum. Başarı grafikleri zaten ortada. Avrupa basketbolunun en büyük koçu için Fenerbahçe Beko da elbette bir istisna olmadı. 2020 yazındaki ayrılığın hemen sonraki sezonunda yeni koçu Igor Kokoskov ile CSKA Moskova serisinde süpürülen Fenerbahçe, ertesi yıl Sasa Djordjevic ile play-off’a dahi giremedi. Final Four’un gediklisi, şampiyonluğun doğal adayı olarak geçen sezonların ardından yaşanan bu talihsiz süreci değiştirmek için Obradovic’in eski yardımcısına gitmek iyi bir fikir olabilir miydi?

Kaseti hızlıca bu sezonun sonuna saralım, olabilirmiş. Obradovic’in EuroLeague’i domine ettiği Panathinaikos takımındaki yardımcısı Dimitris Itoudis, CSKA ile kendi başantrenörlük kariyerine de EuroLeague kupaları katmış bir isim elbette. Rusya’nın içinde bulunduğu savaş durumunun da etkisiyle yolunun Fenerbahçe’ye düşmesi de şüphesiz işimize gelen bir durum.
Yazın kolları sıvayan Itoudis sekiz yeni oyuncuyla anlaştı. ‘Eski Fenerbahçe’nin en büyük temsilcilerinden Jan Vesely’nin ayrılığı ve Nando De Colo’nun da gidişi, yeni bir sayfanın çoktan açıldığını herkese gösteriyordu. O yeni sayfada Fenerbahçe Beko, zaman zaman EuroLeague liderliği yaptı zaman zaman üst sıraları zorladı ama en nihayetinde normal sezonu 8. sırada bitirdi ve play-off’ta lider Olimpiakos’la eşleşti. Yine de sarı-lacivertliler enseyi karartmadı, seriyi son maça kadar taşıdı… 3-2’lik yenilgi bir kenara Fenerbahçeliler her maçta kazanabileceğine inandı. Eski dost Kostas Sloukas’ın mucizevi son saniye üçlüğü gelmese belki Kaunas’ta Fenerbahçe olacaktı. Nigel Hayes-Davis ve Dyshawn Pierre’in harika performansları, Motley’nin bir çaylak olarak EL’de kazanılmış olması ve birbirine alışan oyuncular… Koç Itoudis ilk sezonunda belki zirveye çıkamadı ama bunlar sadece doğum sancıları…

SERİYİ DEĞİŞTİREN KAVGA
Yıllar sonra geçmişe dönüp bakıldığında bu sezonun en çok hatırlanan anı muhtemelen Real Madrid-Partizan serisindeki kavga olacak. Hatta biraz daha spesifik olalım, Guerschon Yabusele’nin bir güreş hamlesiyle rakibi Dante Exum’u yere çalması… Fransız uzun, bu insan dışı hamlesinden beş maçlık bir cezayla yırtarken; seride canı yanan taraf Partizan oldu. Madrid’deki iki maçı da kazanan Obradovic’in ekibine evde bir galibiyet yetecekti. Ancak takımın lideri Kevin Punter’ın 2, Walter Tavares’le mücadelede kritik oyuncu olan Mathias Lessort’un da 1 maç ceza alması serinin bir kez daha Madrid’e taşınmasını beraberinde getirdi. Son maçta ne mi oldu? Yıllardır karşımıza çıkan şey elbette… İspanyollar; Sergio Llull, Sergio Rodriguez ve Rudy Fernandez ile maçı kazandı. Partizan ise sezonun en büyük sürprizlerinden birine çok yaklaşarak ağızlarda hoş bir tat bıraktı. Tribünlerinde tüm sezon yarattıkları atmosfer de cabası.

ÇEKİRGE İKİNCİDE!
Geçen sezon tarihinde ilk kez EuroLeague’de mücadele veren Monaco, başardıklarıyla birçok kişiyi şaşırtmıştı. Mike James önderliğinde play-off’a kalan ve Olimpiakos’u 5. maça zorladığı bir seri oynayan Monaco, en nihayetinde Final Four’a gidemese de rekabetin tadını almıştı bir kere. Fedcom’un büyük sponsor desteği ve yer aldığı şehrin şaşasıyla yazın ligin sivrilen isimlerini kadrosuna katan Monaco artık sürpriz olarak gösterilmiyor, isimleri doğrudan zirve adayları arasında yazılıyordu. Özellikle birçok takımı imrendirecek Mike James-Jordan Loyd-Elie Okobo arka alanına ve göklere yakın bir bireysel yetenek tavanına sahip olan Monaco, bunları geçen yılın tecrübesiyle harmanlamayı da başardı. Maccabi Tel-Aviv’le beşinci maçı, bu kez kendi evinde oynayarak kazanmayı da bildiler. Yarı finalde Olimpiakos’la oynayacaklar. Bu takımın tek maç üzerinden geçemeyeceği bir eşleşme düşünmek gerçekten hayli güç. Geçen yılın hesabını kapatmak için herhalde daha iyi bir fırsatları olamazdı…

ESKİ GÜZEL GÜNLER GİBİ…
Maccabi Tel-Aviv şüphesiz Avrupa basketbolunun zirve markalarından biri. 2003-04 ve takip eden sezonda yaşadıkları şampiyonluklarla, ‘Tarihin en iyi kadrosu mu?’ sorusunu sorduran İsrail temsilcisi bir süredir ortalarda yoktu. Koç David Blatt önderliğinde şampiyonluğa uzandığı 2013-14 sezonundan beridir Final Four göremeyen Maccabi için problem bununla da sınırlı değildi. Neredeyse 10 senedir play-off galibiyeti dahi alamayan Maccabi, makus talihini bu sezonla birlikte yenmeyi başardı. Sezona inişli çıkışlı bir başlangıç yapan, koçu Oded Kattash’ın ayrılık haberleriyle karşı karşıya kalan Maccabi, normal sezonu en iyi kapatan takım oldu. Wade Baldwin’in MVP ayarındaki performansına başta Lorenzo Brown olmak üzere takım arkadaşları da eklenince onlar adına galibiyetler çorap söküğü gibi geldi. Maccabi, evi Menora Mivtachim Arena’da normal sezonda sadece 2 maç kaybetse de play-off’ta bir kez de Monaco’ya yenilince direksiyonu rakibine verdi. Belki hayalleri olan Final Four’a yine ulaşamadılar ama Kattash önderliğinde eski güzel günlere ilk adımları kesinlikle attılar. Yeni toparlanan bir kadro için hiç de fena değil…
SARAS PARADOKSU
Bir koç düşünün… Oyunculuk kariyeri sayısız başarılarla dolu. Basketbolu doğduğu şehrin takımında bırakıyor, koçluğa yine orada başlıyor. Daha ilk deneyimindeki başarısı herkesi tatmin ediyor. İkinci durak, efsanesi olduğu bir başka kulüp, bir Avrupa devi. Bazen burada beklentileri karşılayamıyor evet ama eleştiriler de asla peşini bırakmıyor. Evet, Saras Jasikevicius’tan bahsediyorum. Koçluk kariyerine Zalgiris’te yaptığı hızlı başlangıçtan sonra Barcelona’ya geçen Jasikevicius, burada bir türlü huzuru bulamadı. Ancak bu sene senaryo farklı olabilir. Nikola Mirotic ve Nico Laprovittola’nın yanı sıra birçok yıldıza sahip olan Barcelona artık EuroLeague’deki şampiyonluk hasretini bitirmek istiyor. Saras’ın da kariyerini bir adım ileriye taşımak için buna hayli ihtiyacı var. Final Four’da destekleyecek takım arayanlara, Sertaç Şanlı’nın da Barcelona forması giydiğini hatırlatalım!

ÖNE ÇIKANLAR
Son yıllarda dünya genelinde yükselen trend haline gelen padel tenis, klasik tenisle benzer özellikler taşıyan ancak kendine özgü dinamikleriyle fark yaratan bir raket sporudur. İspanya, Arjantin, Meksika başta olmak üzere Avrupa ve Latin Amerika ülkelerinde milyonlarca kişi tarafından oynanan spor hem eğlenceli hem de sosyal yönü güçlü bir aktivitedir. Küçü…
Fitness yolculuğuna başlayanların zihninde en sık beliren sorulardan biri, “3 ayda vücut ne kadar gelişir?” sorusudur. Özellikle yaz ayları yaklaşırken ya da özel bir etkinlik öncesinde bu merak daha da yoğunlaşır. Ancak bu sorunun basit bir cevabı yoktur çünkü vücut gelişimi kişiden kişiye değişen genetik faktö…
Kilo verme yolculuğunda herkesin karşılaştığı en yaygın durumlardan biri, belirli bir noktada kilo kaybının durmasıdır. İlk aylarda düzenli olarak tartıdan inen rakamları gören kişiler, aynı kiloda sabit kaldıklarını fark ettiklerinde büyük bir hayal kırıklığı yaşarlar. Bu durum, vücudun doğal …
